Salı, Aralık 28, 2010

black swan

Natalie Portman'ın oyunculuğunu harikaydı. Kişilikler arasında geliş gidişler de nefesimi tutup izledim. Nasıl duru, kırılgan, zarifken black'e dönüşmesiyle yapabilecekleri insan zihninin acayipliğini bana bir daha hatırlattı. Bitmesin istedim en azından bu sonla olmasın istedim.

Filmle birlikte enerjimde tükendi. Uzun zamandır böylesine güzel psikolojik gerilim izlememiştim. Enerjinizin düşük, ruh durumunuzun sıkıntılı olduğu dönemlerde izlemenizi tavsiye ederim. Yoksa yarım bırakabilirsiniz :)

Film boyunca iyi de Natalie Portman nasıl böyle güzel dans edebiliyor sorusuyla boğuştum. Ve sonuç :) .....Ünlü aktris Natalie Portman'ın, Fransız balet ve kareograf Benjamin Millepied ile nişanlandığı ve ilk çocuğuna hamile olduğu açıklandı.

People dergisi, 29 yaşındaki kadın oyuncunun "Black Swan" filminin çekimleri sırasında tanıştığı Millepied ile olan ilişkisinden ilk çocuğunu beklediğini belirtti....






(Sevgili sevgilim bana yıllardır seslenmiş olduğu sözcüğü bu kadar sık duymayı ayrıca sevdim :) şımarık ben)

Pazar, Aralık 26, 2010

Kahve gözlerini özledim....




Her şey biter
Herkes gider
Gün bile kaçar
Gecenin koynuna saklanır
Bir tek ben kalırım
Benliğimden taşan sevgim "kahve gözlerinde" yankılanır
Yaşanmamışları düşünür
Kuytularda üzülürüm

Gel desen koşar gelir ellerim
Umursamaz dünyayı
Umursamaz yaşamı
Sadece seni
Tek seni beklerim (bekledim)
Gel diyen ellerini
O gözlerini özledim
Ne umut kaldı ne bir rüya
Geceyedir küsmelerim

Yürek yanar
Kalpler ağlar
Sevdan bile çırpınır
Çıkış yolları arar
Bir tek gözyaşı kalır bu aşktan geriye
Ruhumda yeşerir yeniden aşk yaprakları
Yaşanmamışları düşünür
Kuytularda ölürüm


Gel desen koşar gelir ellerim
Umursamaz dünyayı
Umursamaz yaşamı
Sadece seni
Tek seni beklerim (bekledim)
Gel diyen ellerini
O gözlerini özledim
Ne umut kaldı ne bir rüya
Geceyedir küsmelerim

Bir umut kaldı ve bir rüya
Yine sana seslenirim

Milyon kere dinlenir mi? Dinlenirmiş :))

Cumartesi, Aralık 25, 2010

Sigara

Hayat, yine fazlasıyla zorluyorsun beni. Ahh buraya yazamadığım milyonlarca şey yaşıyorum. Zor çok zor kararlar alıyorum. İyi olacak mı herşey? Bilmiyorum. İçimde ki cılız ses susmuyor. Evet umut hiç bir zaman bitmiyor. Yeni yıldan en çok istediğim şey. En sevdiğim için Sağlık.

Şimdiden hepimize Mutlu Yıllar!


Cumartesi, Kasım 06, 2010

KUZEY

*Kuzey, 23 Temmuz 2010'da 3,570kg 51cm olarak normal doğumla dünyaya geldi. Son ana kadar annesinin kuvetli inancıyla sorunsuz doğacağına inandık. Doğumhaneden Volkan'ı çağırıp oğlunu kucağına verdiklerinde elim,ayağım titredi ne yanına gidip gerçeği gözlerimle görmeye cesaretim var nede bilinmezlikle bulunduğum yerde dikilmeye devam edebiliyordum. Doğumhanenin önü kardeşimin ve eşinin arkadaşlarıyla dolu hepsi biraz tutuk, hepsi endişeli tuhaf bir duygu bu. Hem çok mutluyum hem de deli gbi korkuyorum. Yaşları büyük olmasa da herkes öylesine olgun, öylesine sağlam duruyor ki... Kalbim deli gibi atıyor ama ablayım işte desteğim, sağlam durmalıyım. Canım annem hala olanlardan habersiz, yüzümüzden okumaya çalışıyor. Bir an gücümü topluyorum her zaman olduğu gibi küçük kardeşimin ablası olarak yanında olmalıyım. Hemşireden aldığı Bebeğini sımsıkı kucağında tutuyor, şefkatle gülümsüyor. Bebişin gözleri açık biliyorum görmüyor ama birbirlerine bakıyorlar işte. Kardeşimle bakışlarımız birleştiğinde gözlerinden yaşlar aktığını görüyorum. Gözlerimizle konuşuyoruz. O yeşil,ela gözlerinde olan bakışını ömrümün sonuna kadar unutmayacağım. Ve Kuzey, öylesine minik ki, öylesine tatlı ki! Ve öylesine güçlü...

Üst dudağı birbirinden ayrı dünyaya geliyor. İlk inceleme de son derece sağlıklı çıkıyor. Damak beklenilen gibi küçük dile kadar ayrık değil sadece ön dişlerde çentik var. Bu en az 2-3 ameliyat daha azaltıyor. Miniğimiz, azimli. Dudağı ayrık olmasına rağmen tüm gücüyle emmek için mücadele ediyor. Damak yarığı da olur diye tedbir amaçlı alınan özel biberonlara gerek kalmıyor. Savaşçımız dudağına rağmen bir şekilde emmeyi başarıyor. Yarık olan taraftaki gö.ğüs için bir sürü metod deneniyor. Sonuçta yastıklarla yükseltip, baba takviyesi ile ikisini de tutmayı başarıyor. Evimiz de bayram havası hakim.. Ama oradan çıktığımız da herkes burukluğunu itiraf ediyor. Annem ağlıyor, babam şaşkın. Öncede söylemeyerek en iyisini yaptığımızı bir kez daha anlıyorum. Hem olmama ihtimali vardı hem de zaten hasta olan annem kafasında kurarak ekstra üzülecekti. Hayal etmek farklı, kucağına almak farklı. Cin bakışlı Kuzey herkesi kendine hayran bırakıyor.

Kardeşim baba da olsa gözüm de hiç büyümüyor. Hep o sokakda oynarken elini tuttuğum, renkli gözlü,sarışın, üstü başı çamur, dizleri yara bere içinde erkek çocuğu..Sanırım hep öyle kalacak..

*İlk fırsatta tedavi sürecini, doktor seçimi, gerçekleşen ameliyatı hakkında bilgi vereceğim. Belki bizim gibi hayatında daha önce adını bile duymadıkları bir rahatsızlıkla karşılaşanlara faydamız olur.